Binder Menü Ayarlarini Sifirla.

Anasayfayi Sifirla Binder

İstanbul’u öğreniyoruz gezileri – 6

P1070514kçk
İstanbul’u öğreniyoruz gezilerinde yeni sezon baÅŸladı. Bu sezonun ilk gezisi 08 Kasım 2009 Pazar günü gerçekleÅŸtirildi. Pazar sabah BİNDER önünde toplanan ve 86 kiÅŸiden oluÅŸan grubumuz iki otobüsle kahvaltı mekanına götürüldü. Gayet nezih ve sıcak bir ortamda özel hazırlanmış kahvaltılıklarla ailece yapılan kahvaltının ardından tekrar otobüslerle gezinin hedefi olan Dolmabahçe Sarayı’na intikal edildi. 18 nci yüzyılda, inÅŸaatı Avrupai tarzda gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olan ve son devrin Osmanlı sultanları ile Türkiye Cumhuriyeti kurucusunu ağırlamış olan saray, rehber eÅŸliÄŸinde gezilerek tekrar Dernek Merkezimize dönüldü. Her gezimiz sonunda olduÄŸu gibi yapılan anket çalışmasında katılımcıların gayet memnun kalarak yeni gezi tarihini ve mekanını merakla beklemekte oldukları anlaşıldı.

Gezinti yolculuğunda katılımcılara dağıtılan kısa bilgilendirme yazısı:

DeÄŸerli dostlar, bu günkü İstanbul’u tanıyoruz gezimizdeki hedefimiz olan Dolmabahçe Sarayı, Karaköy’den Sarıyer’e uzanan sahil ÅŸeridinin KabataÅŸ ile BeÅŸiktaÅŸ arasında kalan bölümünde, Marmara Denizi’nden BoÄŸaziçi’ne deniz yoluyla giriÅŸte sol sahilde, Üsküdar’ın karşısında yer almaktadır.

Dolmabahçe Sarayı’nın bugün bulunduÄŸu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Osmanlı Donanması komuta gemilerinin demirlediÄŸi, BoÄŸaziçi’nin büyük bir koy’u idi. Geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bir bataklık hâline gelince 17. yüzyıl’da doldurulmaya baÅŸlandı ve dolgu yapılan yerler padiÅŸahların dinlenme ve eÄŸlenceleri için düzenlenen bir “hasbahçe”ye dönüştürüldü. Daha sonraları çeÅŸitli ihtiyaçları karşılamak üzere çeÅŸitli dönemlerde bu hasbahçe denilen yerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluÄŸu, uzun süre BeÅŸiktaÅŸ Sahilsarayı adıyla anıldı.

18. yüzyıl’ın sonlarına doÄŸru, III. Selim, Mimar Melling’e BeÅŸiktaÅŸ Sahilsarayı’nda, Osmanlı Mimarisini etkisi altına almaya baÅŸlayan Batı mimari tarzında bir kasır yaptırmış, lüzum gördüğü diÄŸer yapıları da buna göre geniÅŸlettirmiÅŸtir. II. Mahmut, Topkapı sarayı ve BeÅŸiktaÅŸ Sahilsarayı’ndan baÅŸka, Beylerbeyi ve ÇıraÄŸan bahçelerinde yine Batı tarzında iki büyük saray daha yaptırmış ve mevsimlere göre bu dört sarayı ikametgah olarak kullanmaya baÅŸlamıştı. Abdülmecit de babası gibi Topkapı Saray’ına fazla itibar etmemekte, orada yalnızca kış mevsiminde bir kaç ay kalarak zamanının çoÄŸunu BoÄŸaziçi saraylarında geçiriyordu.

Batı MüziÄŸini ve batı usulü yaÅŸamayı seven Abdülmecit, klasik saraylar yerine ikamet, sayfiye, misafir kabul ve ağırlama, devlet iÅŸlerini yürütme amacı ile Avrupai bir plan ve üslupta bir saray yaptırmaya karar vererek, günümüzdeki Dolmabahçe Sarayı’nın yerinde bulunan köşk ve kasırları yıktırmış, inÅŸaat arazisinin geniÅŸletilmesi için çevredeki tarla ve mezarlıklar satın alınarak istimlak edilmiÅŸ ve 1843 yılında yeni sarayın inÅŸaatına baÅŸlanmıştır. Bazı kayıtlar inÅŸaatın 1853 yılında bitirildiÄŸinden bahsetmektedirlerse de o tarihlerde sarayı gezen bir Fransızın yazdıklarına göre henüz boya ve süsleme iÅŸleri devam etmekte ve eÅŸyalar yerleÅŸtirilmemiÅŸ durumdadır.

Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan sarayın cephesi, İstanbul BoÄŸazı’nın Avrupa kıyısında 600 metre boyunca uzanmaktadır. 1855 yılında tamamıyla bitirilen Dolmabahçe Sarayı’nın resmi açılış töreni, Hicri 7 Åževval 1272 – Miladi 11 Haziran 1856 tarihli Ceride-i Havadis adlı gazetede yazdığına göre 7 Haziran 1856′da yapılmıştır. Büyük meblaÄŸlara mal edilerek yaptırılan Dolmabahçe Sarayı’nda, sarayı yaptıran Sultan Abdülmecit sadece altı ay yaÅŸayabilmiÅŸtir.

Büyük masraflarla inÅŸa ettirilen saray, 33 yıl boyunca yılda sadece iki kez Büyük Muayede Salonu’nda düzenlenen bayram törenlerinde kullanılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ile Dolmabahçe Sarayı, yabancı konukların bu mekânda ağırlanmaları, kültür ve sanat bakımından saray kapılarının dışarıya açılması ile yeniden önem kazanmış ve işler hale getirilmiştir. Ayrıca Birinci Türk Tarih Kongresi, Birinci ve İkinci Türk Dil Kurultayları burada yapılmış, Turing kurumlarının düzenlediği uluslararası Avrupa Turizm toplantısı burada düzenlenerek, sarayın turizme ilk açılışı sağlanmıştır.

285 odası ve 43 salonu bulunan Dolmabahçe Sarayının görülmeye değer bulunan noktalarından bazılarını sıralamak gerekirse; Muayede Salonu, Saat Kulesi, Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliahd Dairesi Bahçeleri, hediyelik eşya satış reyonları, Sarayın, üstü cam kaplı iç mekânı, Mabeyn Dairesi (bugün Resim Heykel Müzesi), 4,5 tonluk kristal avizesi, Meşhur Hereke ipek ve yün halıları, pekçok kristal avizeler, şamdanlar ve şömineler, hamamları, kristalden yapılmış billur korkuluklu merdivenleri, sultan yatak odaları, Saray Tiyatrosu, Istabl-ı Âmire, Hamlacılar, Attiye-i Senniye Anbarları, Kuşhane Mutfağı, Eczahane, Pastahane, Tatlıhane, Fırınlar, Un fabrikası, iç ve dış süslemeleri ile muhtelif isimli bahçeleri ile yine muhtelif isimler verilmiş gösterişli kapıları.

İyi gezintiler efendim.

Derleyen: Hasip Sönmez

1 Yok

  1. neriman diyor ki:

    Çok teşekkür ederiz gerçekten de çok güzel anlatmışsınız uzun zamandır gitmek isteyip de gidemediğim bir yeri bir anlamda tanımış ve bilgilenmiş oldum

Yorum Bırakın

Mustafa BAL