Haftanın Başmakalesi (11.04.2011)
GÜÇ VE KUVVETİMİZİN ASIL KAYNAĞI
Prof. dr. M. Es’ad CoÅŸan
En büyük, en hakîm, en alîm, en azîz, en kavî, en metîn… Allahu Teâlâ celle celâlüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayrüh hazretleridir. Onun için Allah’a baÄŸlanan, Allah’ı seven, Allah’a itaat eden, Allah’a tevekkül eyleyen kazanır; kimse O’nun sırtını yere getiremez, O’nu yenemez, O’na galip gelemez. Tarih boyunca, nice zayıf, nahif, fakir, yoksul, mahrumiyetli, araçsız gereçsiz, sayıca az… ama iman yönünden son derece saÄŸlam ve güçlü topluluklar, kendilerinden maddî imkânlar, sayı ve miktar bakımından kat kat üstün ve ileri düşmanları yenmiÅŸ, mahv u perişân eylemiÅŸlerdir. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm. Güç ve kuvvet ancak ve sadece aziz ve celil olan Allah’ındır, dilediÄŸine verir, destekler, galip ve muzaffer eyler.
Asıl akıllılık, asıl tedbir, asıl hüner, asıl iş: Allah’la beraber olabilmek, O’nun rızasını kazanmaya çalışmak, O’nun buyruğu yönünde hareket etmeye, O’nun dinini desteklemeye, yaymaya, koruyup kollamaya, üstün getirmeye uğraşmaktır. Aksine davranmak ise büyük yanlışlık, büyük gaflet, büyük sapıklık, büyük küstahlık, dünyada, âhirette büyük hüsran ve büyük ziyandır.
O halde var gücümüzle İslâm’ı yaymaya, müslümanları korumaya, imanı kuvvetlendirmeye gayret etmeliyiz; bunun için maddî, mânevî her türlü tedbiri almalı, her çeşit teşkilatı kurmalı, her seviyede, her çeşit çalışmayı dikkatle yapmalı, her çeşit fedakârlıkta bulunmalı, her çeşit mahrumiyete katlanmalı, her çeşit imkân ve müktesebatımızı ortaya koymalı, malları ve canları feda etmeliyiz.
Milletimiz, arif olduğu için imanının gereğini yapıyor, bu uğurda hâlisâne çalışıyor. Birçok vakıf, dernek, Kur’an kursu, şirket, teşkilat, müessese kurmuş, elinden geldiğince hayrât u hasenât yapmaya, faydalı olmaya cehd eyliyor; çünkü ehl-i küfrün hırsını, hıncını, hile ve desisesini, aldatma ve göz boyamasını, şeytanlık ve düşmanlığını basiretiyle görüyor, ferasetiyle fehm ü fark eyliyor; uzun vadede malına, canına, vatanına, imanına göz diktiğini, istikbalini karartmaya kastettiğini iyi anlıyor.
Demek ki aziz milletimizin kurduÄŸu İslâmî müesseseler çok zaruri, çok faydalı, çok önemli ve çok deÄŸerlidir; istikbal ve istiklalimizin emniyet ve teminatıdır. KurtuluÅŸ Savaşımızı iman gücüyle kazandığımız gibi, azılı ve ezelî düşmanlarımızın yeni yeni saldırı; teâdî ve tecavüzlerini de yine mânevî kuvvetlerimizle savuÅŸturabileceÄŸiz. Varlığımız, birliÄŸimiz, dirliÄŸimiz, hürlüğümüz, felahımız, salahımız, refahımız, huzurumuz, zuhurumuz, hayatımız, devamımız, bekâmız, sefâmız, mutluluÄŸumuz, kutluluÄŸumuz, ailelerimiz, çocuklarımız, nesillerimiz, ırzımız, namusumuz, ÅŸerefimiz, haysiyetimiz, onurumuz, gururumuz, sevincimiz, övüncümüz… İslâm’ladır, İslâm’dandır, İslâm’dadır.
İslâm’ı, imanı kaybedersek mahvoluruz, dünyada ve ukbada rezil, rüsva oluruz; Uganda’ya, Ruanda’ya döneriz, birbirimizi kırarız, ortada ne izzet kalır, ne devlet, ne ÅŸevket, ne kuvvet, ne millet, ne raiyyet. Güzel vatan harabe olur, yangın yeri olur, kül-kömür olur, kan gölüne döner; millet birbirini, düşman da hepsini yer bitirir, geçer baÅŸköşeye kurulur, oturur. İşte Osmanlı, iÅŸte Balkanlar, iÅŸte OrtadoÄŸu, iÅŸte Filistin, iÅŸte tarih, iÅŸte ilim, iÅŸte mantık, iÅŸte insaf, iÅŸte iz’an, iÅŸte irfan, iÅŸte iman…
Müslüman halkımızın dinî, imanî, içtimaî, ahlâkî, terbiyevî, talimî, ticarî, cihadî, hasbî, harbî, tedafüî, hayati tüm kurum, kuruluş, atılım, teşebbüs ve teşkilatlarını devlet ve millet olarak desteklemek zorundayız. Buna şiddetle muhtaç ve mecburuz, tüm dünya devletleri ve ileri ülkeler de zaten böyle çalışıyor, halkın içgüdüsüyle kurduğu her teşkilatı destekliyor.
Çünkü savaş, her yönüyle, var gücüyle devam etmekte, Avrupa ve Amerika maalesef laik, medenî ve hür düşünceli davranmıyor, haçlı ruhuyla veya Siyonist mantığıyla hareket ediyor, İslâm’a ve müslümana hayat hakkı vermek istemiyor, dinî taassuptan, sömürücülük ve gaddarlıktan kurtulamıyor.
Gözümüzü dört açalım; dostu düşmanı çok iyi tanıyalım, fayda ve zarar nerede, tam görelim; en uygun tedbirleri zamanında alalım; yoksa felaket kapıda, ateÅŸ bacayı sarmış, düşman saldırıyı baÅŸlatmış durumda, vaziyet çok acil, çok ciddi, çok kritik…