HAFTANIN BAŞMAKALESİ
BAŞMAKALE
Amansız Bir Savaşta Yerini Tam Al;
Cepheni Doğru Seç!
BaÅŸmakaleler 2
Mahmud Es’ad COŞAN
Dünyada pek çok millet ve devlet var. Bütün insanlar kardeş olduğuna göre, birbirlerini severek, yardımlaşarak yaşamaları gerek. Ama gerçekte işler böyle gitmiyor. Büyük menfaatleri yakalamış, zenginleşmiş ve başkalarını gaddarca sömürerek semirmiş ve güçlenmiş bazı devletler, hatta bunların yönetimini ele geçirmiş bazı küçük zümreler ve gizli teşkilatlar, büyük çoğunlukların aleyhine çalışıyor, zulüm yapıyor, hakları çiğniyor, özgürlükleri engelliyor, masum ve mazlum hakları çok mağdur ediyor, cihanı fesada veriyor; binlerce, milyonlarca insanın canına kıyıyor.
Ne yapmak lazım? Düşman zengin, düşman kuvvetli, düşman uyanık, düşman teçhizatlı, düşman gizlenmiÅŸ, düşman büyük idarî, askerî imkânlara sahip; düşman usta hırsız misali yaygaracı, velveleci, farfaracı, reklamcı, kandırıcı, aldatıcı, saptırıcı, hilekâr ve madrabaz… Ortada gözükmüyor, ele geçmiyor, kendini belli etmiyor, perde arkasında duruyor, ajan kullanıyor, milletleri içinden idare ediyor, birbirlerine kırdırıyor…
Etrafa bakınız, yurt içi ve yurt dışı olaylarını inceleyiniz, her taşın altından sayılı, birkaç, aynı, sicilli, belli, mahut, mâlum, gizli örgütün çıktığını göreceksiniz. Bunlar hakkında ciddi araÅŸtırmalar da yapılmış, deÄŸerli kitaplar da neÅŸredilmiÅŸ. Belki herkesin kitaplığında bunlardan birkaçı mevcut, sizde de var. Belki siz de biliyorsunuz, isim isim, firma firma, örgüt örgüt… Ama tek başınıza birÅŸey yapamıyor, oturduÄŸunuz yerden kızıyor, köpürüyor, çaresizlik içinde çırpınıyorsunuz. Önce ÅŸunu biliniz ki çok ciddi, çok mühim, çok vahim, çok bilgili, çok tehlikeli bir düşmanla, bir ölüm kalım savaşı yapıyorsunuz. Düşman sizi Bosna’da, Çeçenistan’da olduÄŸu gibi mahvetmek, yok etmek istiyor; karınızı, çoluk çocuÄŸunuzu kesecek, evinizi barkınızı yıkacak, ülkenizi istila edecek, parçalayacak, bölüşecek. Siz savaşı mâzide, tarihte, geride, dışta, uzakta, sanıyorsunuz, o öyle düşünmüyor; siz gevÅŸemiÅŸ, rehavete düşmüşsünüz, o tüm hızıyla tahribata devam ediyor; insafı, merhameti yok; gayzı, nefreti, kini çok; sabotaj yapıyor, vurup kırıyor, çalıp çırpıyor, orman yakıyor, her fırsatı deÄŸerlendiriyor, her türlü zararı yapıyor, hergün yeni bir melânet uyguluyor. Günü gelince, ortam hazırlanınca iç karışıklıklar ve çatışmalarla iÅŸi tırmandırıp sonuca ulaÅŸmaya çalışıyor; sen ise iÅŸinde, gücünde, tatilinde, yazlığında, gafletinde, zevkinde, keyfinde devam ediyorsun, seferberlik var, haberin yok; top sesleri geliyor, sen uyumaktasın.
Harp var diyorum, anlamıyor musun? Sivil, görünmez bir harp, ÅŸiddetli ama gizli bir mücadele, ÅŸaşırtmacalı bir ceng ü cidâl. Dost gibi görünen sahte tebessümlere aldanma; sûret-i haktan görünen maskeli batıla kanma; reklama, afiÅŸe, boyaya, hayale, hülyaya, palavraya, propagandaya inanma. Onlar bu kandırmacaların savaşın bir parçası olduÄŸunu çok iyi biliyor ve aldatmacaya çok önem veriyorlar; ancak milleti kandırabildikleri ölçüde baÅŸarı kazanabileceklerinin çok iyi farkındalar. Bu uÄŸurda milyarlar, trilyonlar harcıyorlar, sonra da bunu bizim kesemizden, bizim bütçemizden, bizim devlet hazinemizden, halkın sırtından çıkartıyorlar. Çok acı, çok feci bir durum. Bu necip millete, bu aziz ümmete çok yazık oluyor, senin gafletin, cehaletin, rehavetin, saflığın, sekametin yüzünden…
Bu topraklarda en az iki asırdan beri süren korkunç ve amansız bir din, iman, medeniyet, irfan, ümran savaşı… Sebep hep aynı: Türk ve İslâm düşmanlığı. Amaç: Senin devletini yıkmak, ülkeni parçalamak, yutmak. Sen onların esiri, işçisi, çöpçüsü olacaksın, onların dinine gireceksin, entegre olacaksın, eriyeceksin, biteceksin. Onlar Bizans’ı ihya edecek, Pontus’u yeniden kuracak, Ermenistan Karadeniz’e, Akdeniz’e kadar geniÅŸleyecek, Ege Kıyıları, Antalya Akdeniz sahilleri onların zevk ü sefâ yerleri olacak; petrolü, madenleri, ülkenin maddî yer üstü ve yer altı servetlerini onlar sömürecek; paraya, idareye, zenginliklere onlar sahip olacak, sen kan kusacak, mahrum yaÅŸayacak, hor ve zelil öleceksin. Sana konuÅŸma hakkı yok, sen istekte bulunamazsın, sen gönlünce ibadet edemezsin, sen İslâmca yaÅŸayamazsın, sen dinî kurum kuramazsın, sen büyük ticaret yapamazsın, sen sanayici olamazsın, sen finans kurumu açamazsın. Başörtü yok, sakal yok, çarÅŸaf yok, tesettür yok; imam hatip okulu, Kur’an kursu, din tahsili, tasavvuf, mânevî eÄŸitim, nefis terbiyesi yok; ahlâk, edep, namus yasak, kötü, çaÄŸ dışı, çaÄŸdaÅŸlığa laikliÄŸe aykırı… filan.
Aklını başına iyi topla, şeytanın ordusuna katılma, Rahman’ın safında yerini al, kime hizmet ettiğini, hangi amaca alet edildiğini iyi anla; bozguncuya, yıkıcıya, fitneciye, kâfire, müşrike, münafıka yâr ve yardakçı, destekçi ve yardımcı olma; ülkeni Cezayir’e, Suriye’ye, Filistin’e, Afganistan’a çevirttirme!
Allah’tan kork. Hesabı, mahkeme-i kübrâyı iyi düşün; dindaş, gönüldaş ve ülküdaşlarınla sıkı bir iş birliğine gir, hak ve hürriyetlerini iyi koru, ülkeni yabancılara kaptırma, müstevlileri kov, eski diyarları kurtar, İslâm’ı cihana yay! Düşmandan korkma. Cenâb-ı Mevlâ’ya tam tevekkül eyle ki O, mü’minlerin dostu ve yardımcısıdır.